içimdeki hayır sizinle konuşmak istemiyorum cümlesinin sahibi isyankar ama bir o kadar da yılmış genci ortaya çıkarsam da az biraz sakinleşse buralar. bilhassa günlük yedeklemesi almak için yazmam, sadece benim anlayabileceğim şekilde olayların duygularını yazı köşelerine saklamam üzüntü verici. halihazırda yaşadığım demir eksikliğine protein eksikliği de eklenir var olan unutkanlığım kat be kat artar ve bu duyguları ortaya çıkarmakta kendim dahi problem yaşarsam, bu hususta elimden herhangi bir şey gelmeyeceği gerçeğiyse daha da üzüntü verici. -yazar burada çatladı- içinde bulunduğum gerek psikolojik gerekse coğrafi konum beni bu hudutlara iten asıl meseleler. sonrası biraz da kendi benliğimin gereksiz çabaları ve as'lolmayan acı çekme isteğimle harmanlandığında divane aşık gibi dolaşmam normal bir tepkime. fakat öyle dolaşırken yere düşürdüğüm bir çikolata için bir hafta boyunca yas tutmam, ben küçükken elma şekerlerine de sahip çıkamazdım sapından kayar giderdi şeklinde kendimi gereksiz bunalımlara sürüklemem anormalliğin başlangıç noktası. henüz ne yapacağıma karar veremesem de tüm bu halet-i ruhiyemden hala faydalanamamış olmam da beni sıkıyor. gidişatı değiştirmek herkesin kolayına gelmez ama bazen zorunludur.
pencereden bakmayı öğrenmem lazım.