22 Ocak 2014 Çarşamba

etrebien

deli gibi konuşmak istiyorum. altı senelik talkative rumuzunun hakkını verebilirim şu sıralar. işin kötüsü sabah erken kalkmama ve gün içinde bir sürü şey yapmama rağmen uyku tutmaması. sevmek güzel lakin geceler olmasa demiş mihrimah o tarzda bu da. en büyük problemim çok konuştuğum için boş konuşmak dolayısıyla dozunu tutturamadığım şeyler var. misal eleştirilerim her zaman kaba olmuştur dengeyi ayarlayamam çat diye kalır orda, çoğu gaf olarak sayılabilir ve eleştirdiğim çoğu şey yaşarım, yaşamak zorunda kaldığıma inanıyorum daha doğrusu. karma, ilahi adalet, etme bulma dünyası... ne denirse densin öyle bir şey var, inanıyorum. bende güzel işliyor.



gel zaman git zaman düşündüğüm bundan da ötesi düşünmeye sevk edildiğim bir durum söz konusu: çok sevdiğin çok yakının olan birini kaybetmek. hayatımda buna benzer yaşadığım tek şey benim için çok değerli olan birinden hiç bir şekilde haber alamamak, şöyle özetlersek: iki senedir bunu yaşıyorum. kötü bir olgu ama umut var. umut olunca her şey kolay oluyor. öldüğünü düşünmek zorunda değilim beni yaralasa da unutup gittiğini ve kendi hayatına devam ettiğini bir şekilde de izini kaybettirdiğini düşünüyorum. ki bence böyle. mantıklı hem. ilk başlarda büyük problemlerim olmadı, anlamadım çünkü. kızgınlık ya da öfke gibi bir şeydi. terk edilmenin ya da yalnız bırakılmanın diyelim, verdiği o garip hırs. taşlar yerine oturduktan sonra, bazen düşündükçe fark ettim, çünkü bazen düşünmem en doğrusuydu sonuçta öfke duymayı yeni bitirmiştim, yok. yani yok. basbaya yok. bir insan nasıl olmaz? var olmak. olmamak. mesele buymuş gerçekten. yok. düşünemediğimi de o an fark ettim işte. aslında sorun öfke duymayı yeni bitirmiş olmamdan kaynaklı değilmiş aslında sorun onun var olmamasından kaynaklıymış. bu da beni şizofreniye itti. yani öyle olduğumu düşünmeye.

zaman geçirdiğin birinin aslında olmadığını düşünebilir misin? yokmuş.

yitip gidince de böyle oluyor mu acaba dedim. sonuçta var olduğundan eminsin. sen ne kadar varsan o da o kadar var. sen ne kadar yaşıyorsan o da o kadar yaşıyor. nefes alıyor yemek yiyorsunuz uyumanız falan gerekiyor hatta. oturduğunda koltuğu ısıtıyor. var. sonra bir bakıyorsun, anlık bir meseleymiş, birden var olmaktan vazgeçmiş. işte o garip. cidden garip.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder